aysetatileciksin

CUMHURA HERGÜN BAYRAM

Posted on: Aralık 3, 2012

Bilhassa kimsesizlerin kimsesi olmak iddiası ile ortaya çıkan cumhuriyet, res publica yani “herkesin olan” anlamına gelen sözden türemiştir. Herkesin olamayınca, “ya benimsin ya toprağın” felsefesi devreye girmiştir. Tasada ve kıvançta birlik sağlanamayınca yapıya uymayan yapay tutkallar bir arada tutmaya yetmemiştir cumhuru. Bir çok ülkede bağımsızlık günü olarak kutlanan gün, Cumhur’un değil, Cumhuriyet’in bayramı olarak kutlanagelmiştir. Cumhur, o sırada bunun kaçıncı cumhuriyetin bayramı olduğunu tartışmakla meşguldür.

Emperyalist saldırının ulus devletleri tehdit ettiği tartışıladursun, esasen kapitalizmin yapısal parçası olan ulus devletler, Avrupa’da 16.ve 17. Yüzyılda ortaya çıkmıştır. Bağımsızlığa kavuşma günleri devletlerin tarihinde emperyal devletlerden ayrılarak bağımsızlıklarını ilan etme günleri olmuşken yeni bir sömürgecilik akımının temelleri de o günlerde atılmaya başlanmıştır. Bağımsızlık günlerine ait tarihlerdeki yıllar hep 1800’lerle başlarken sonradan 1990’lı yıllara atlar ki bunların renkli devrimler gibi çiçek böcekle değil, kanlı mücadelelerden geçtiği de vakidir.

Lisedeki tarih derslerimizde -ki başımıza ne geldiyse bu tarih derslerinden gelmiştir- Osmanlı’nın yıkılışı sürecinde milliyetçilik hareketlerinin artması bir yıkım sebebi olarak anlatılırdı. Fransız Devriminin etkisiyle ayaklanan halklar yemişti hep Osmanlı’nın başını. Kurucusunun rüyasında bütün cihanı kaplayan bir ağaç gibi gördüğü devlet, dallarını besleyemez bir hal aldığından değil, o dalların kendiliğinden kopmak istemesinden, bu milletlere rahatın batmasından dolayı yıkılmıştı. Öyle anlatılırdı. Tarihinde 16 devlet kurmuş olmakla övünen millet, 15 devleti nasıl yerle yeksan ettiğini anlatmazdı tarih derslerinde.

Sloganındaki gibi imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitle oluşturamadığından kendisiyle barışılması veya hesaplaşılması ile gündemden düşmeyen cumhuriyetimizin kutlamaları 2011 yılında Van Depremi nedeniyle iptal edildi. Edilmeseydi cumhuriyetle hesaplaşma niyetinde oldukları sağır sultan-hayır hiçbir gönderme yapmıyorum- tarafından duyulan yöneticilerimiz, fraklarını giyerek resepsiyonlar düzenleyecek, o resepsiyonlara eşli mi eşsiz mi davetiye gönderecekleri renkli basını günlerce meşgul etmeye yetecekti. Hipodromlarda yine Türk Yıldızlarının renkli gösterileri alkışlanacak, dosta güven, düşmana korku veren şanlı ordumuzun “güçlü ordu, güçlü Türkiye” sloganlarını içeren tabelalar ise ordunun vesayetini anlatmak için kullanılacaktı. Halk bakıma muhtaç ve kısıtlı olunca vesayet de kapanın elinde kalıyordu netekim.

İptal edilmeseydi eğer, Diyarbakır’daki kutlamalarda BDP’li belediye başkanının kutlamalara katılıp halkı selamlaması bir dert, katılmaması ayrı bir dert olacaktı.

23 Nisan sürekli yağan yağmurların, 19 Mayıs kızların etek boylarının tartışılması ile geçerken, bayram coşkusunun cumhura geçmediği, törenlerin askeri törenlerden ibaret olduğu konuşulur oldu. Oysa her yörenin halk oyunlarından örnekler verince herkes kucaklanmış olurdu eskiden bayramlarda. Devlet aklı öyle düşünür, hamaset kokan konuşmalar stadyumdaki kitlenin gözyaşlarına vesile olurdu. “Herkesin olan” cumhuriyet halka mal edilemeyince ordunun bayramı oldu. Dini bayramlar atlanmaz ancak cumhuriyet bayramlarında sadece belirli bir kitle birbirine kutlama mesajı gönderir bu memlekette. Birçok ülkede bağımsızlık günü olan gün, bizde cumhuriyet bayramı olarak geçer. Cumhurun bayramı olamadığından bir kurumun, bir olayın kutlanması söz konusu olur. Şehirlerin düşman işgalinden kurtuluşlarının canlandırmalarında sembolik düşman askeri üniforması giyenler dayak yerler.

Kızılderililer de İzmirliydi!

Komşusu açken kendisinin tok yatmaması gereken, bu bilince sahip olmakla övünen terbiye, hadiseyi makarna ve bulgura indirgediğinde vicdanen rahatlamış olur, cumhuriyet bayramı da cumhur olmayı hak ettiğinden ona kalır. Gelirin yeniden bölüşümünde pay alanlara karşı çıkar bu kitle, rejime sahip çıkmak adına. Yeni rejimin yeni elitleridir aslında onun işine gelmeyen. Birkaç kadeh eskiden Çav bella ile sonuçlanırken masalarda, şimdilerde anason kokusu onu Onuncu Yıl Marşı söylemeye itiyor. Coşkulu kutlamalar iddia edildiği gibi rejim tartışmalarına tokat gibi bir cevap diye de anlaşılmıyor. Muktedir de biliyor bu coşkunun nereden kaynaklandığını, o coşkuya cumhurun ortak olamadığını. Ekmeğine yağ sürülmüş oluyor böylece. Cumhuru İzmir halkından ibaret sanınca, cumhuriyet bayramı da orada yaşayanların bayramı oluveriyor. Kızılderililer de İzmirliydi, aksini kim iddia edebilir ki? Bozkırın tezenesini ancak İzmirli olursa sevebilmek, onu ısrarla camiden defnetmeyi gerektirir. Belirlenen sınırlar içinde herkes sevilebilir, o sınırlar içinde vatan bir bütündür ve parçalanamaz.

Sana selam vermeden uçan kuşun..

Arif Nihat ASYA’nın bayrakla ilgili şiirinde böyle büyük yeminler edilir. Bayrağa yüklediğimiz anlam, onun oluşturulması ile ilgili efsanelerde de kendini gösterir. Harp meydanında dökülen şehit kanlarının üzerine ay ve yıldızın aksi düşünce… diye başlar bu efsanelerin bazıları. Kutsal saydığımız her şeye yaptığımız gibi onunla da aramıza mesafe koyarız. Öpüp başımıza koyar, başımızın üstünde taşırız. Yere değmesine tahammül dahi edemeyiz. Ulusal bayraklarını donlarına bile basan milletler, bağımsızlık günlerini sevinç ve gönenç içinde kutlarken biz hep şanlı tarihimizle kasım kasım kasılma derdindeyizdir.

Benim kızım Evren’e çiçek atamaz

Devlet o kadar sosyaldi ki, reçetelere yazdırılan kalsiyum sandoz tabletlerin eve gelen misafirlere gazoz diye ikram edildiği refah günleriydi. Esem terliklerin yumuşak dokularımızda bıraktığı izler dışında bir derdimiz yoktu. Velakin çok küçük yaşta olmamıza rağmen annemle babamın dışarı çıkarken yanlarına kimlik almayı takıntı haline getirmiş olduklarını ve şehrin her yanında çokça askerle karşılaştığımızı hatırlıyorum. Şehrin en büyük lokantalarının birinin camekanında da “erbaş ve erler girebilir” diye bir tabela vardı. Taş düşebilir, ayı da çıkabilir, tehlike geçti mi? Geçmemiş demek ki! Mantığın bittiği yerde başlayan askerlik, asker ağabeylere “parmağımı prize sokmayacağım” taahhütnamesi imzalatıyordu o günlerde.

Cumhuriyet bayramlarında şehrin merkezine kurulan taklardan aşırdığımız karanfilleri annemize götürürken, gece yapılan fener alaylarında asker ağabeylerin miğferlerine taktıkları güller, cemselere yapıştırılan renkli ampuller ordunun sevimli yüzü gibi görünürdü. Daha sonra ramazan ayını karşılamak için de yapıldı bu fener alayları. Askerler topuklarını yere vura vura bandosuz “Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahvadıyız” marşını söyleyerek geçtiklerinde şehrin mecburiyet caddesinden “yeri göğü inlettiler yine” diye sevinirdi apartmandaki muhafazakar komşu teyze. Ortalığın karışıklığını dindiren askere minnet duyuyordu aziz milletim. Kenan Evren şehre geldiğinde şehrin görünür yerlerine asılan kocaman “İkinci Atatürk hoş geldiniz” yazılarını kaldırtması ise bu teyzeye göre çok büyük bir alçak gönüllülük göstergesiydi.

İlkokul birinci sınıftayken, şehirde yapılacak Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına Kenan Evren’in geleceği duyuruldu. Bütün okullar hazırlık yaptılar. Öğrencilere günler öncesinden dikte edildi ne giyecekleri, nerede duracakları, nasıl davranacakları. Kız çocukların bazılarına pembe kıyafetler verildi. Ellerinde tutacakları pembe sepetlerden Evren geçerken gül atacaklardı. Bana bu görev verilmediğinden çok içerlemiş, akşam evde mızmızlanmıştım. Babam şöyle demişti: “Benim kızım Evren’e çiçek atamaz”.

Aha bunlar da tanklarımız!

Bağımsızlık savaş meydanında da, anlaşma masasında da kazanılmış olsa, bağımsızlık gününde tanklarını, askerlerini göstermek adettendir. Farklı kutlamalar da yapılmaktadır bazı ülkelerde cumhuru da bayrama ortak etmek için. Ama cumhur bu bayramların yancısı olabilir ancak.

Abhazya’nın düşman işgalinden kurtuluşu

Her yıl 30 Eylül’de kutlanır. 1993’te Gürcistan ile aralarındaki savaşın sona ermesi ile Abhazya Cumhuriyeti bağımsızlığını ilan eder. 2012 Mayıs’ında Çerkes Hakları İnisiyatifi tarafından Rus Konsolosluğu önünde de bir protesto gösterisi yapılmış ve “Rusya, biz geri döndük” pankartları taşınmıştır.

Doğum günü dört temmuz

ABD’nin bağımsızlık günü 1776’nın 2 temmuzu olmasına rağmen bağımsızlık bildirgesinin İngiltere kralına izah edilmesi 4 temmuz’da olduğundan bu gün bağımsızlık günü olarak kutlanmaktadır. İşte o an özgürleştiğini düşünmüştür God bless America. Her yıl ülkenin dört bir yanında yapılan etkinliklerle kutlanır. O gün Amerika’da tatil olduğundan ithalat ve ihracat durur dünyada. Amerikalılar rüyalarına uygun olarak mayolarını giyip arka bahçelerinde mangal yaparlar bu günde. Beyaz Saray’ın bahçesinde kutlamalar yapılır, havai fişekler patlatılır. 1785’de ilk kez Rhode Island’da başlayan kutlamalar her yıl panayırlar, beyzbol turnuvaları, geçitler ile devam etmektedir.

 Bu yıl Kosova’da da coşkuyla kutlanmıştır 4 Temmuz. “Bütün yurtta ve dış temsilciliklerde” diye başlayan bayram kutlaması haberleri sadece bize özgü değilmiş demek ki.

11 Eylül 2001’deki saldırıdan sonra ise vatanseverlik günü adı altında anma törenleri yapılmaktadır.

Çekoslavakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız?

1989’da komünizmi yıkan Kadife Devriminin ardından 1993’de barışcı bir şekilde Slovakya ve Çek Cumhuriyeti olarak ikiye ayrılan halklar, Türkçe’deki meşhur tekerlemedeki temenniyi gerçekleştirmediğinden ayrılmayı seçmiştir. Çek Cumhuriyeti milli marşı “Evim nerede?”diye başlar. Yeryüzündeki cennet olarak tanımlanır vatan. Halkının %60’ı ateist olan Çek Cumhuriyetinde istemedikleri kadar kilise mevcuttur. 16 yüzyıldan kalma bir şatoda oluşan mikroülkede ise erkekler köle olarak çalıştırılıyorlar.

Slovaklar ve Çekler yurt dışında ülkelerinin milli günlerini düzenledikleri ortak resepsiyonlarla kutluyorlar. Düşman kardeşler dışarıda tekrar kardeş oluyor.

Denizkabuğu Cumhuriyeti

Florida Key West’teki Conch Cumhuriyeti 1982’de ABD’deki federal devlet yapısından ayrılarak bağımsızlığını ilan etti. Bağımsızlığını ilan ettikten sonra bölgedeki turizmde patlama yaşandı. Ancak 11 Eylül’de saldırıları gerçekleştiren teröristlerden birinin bu mikroülkenin pasaportunu taşıması ABD’de büyük tartışmalara neden oldu. 19 Nisan 2013’de 31. Yıl dönümünü kutlayacak olan ve hiçbir ülke tarafından tanınmayan bir yok ülke “Denizkabuğu cumhuriyeti”. İlk başbakanı Dennis Wardlow. 1982’de ABD yönetimine tepki olarak kurulan cumhuriyetin, 2013 yılı kutlamalarında programın 9 gün sürmesi planlanmış. Kutlama takviminde ilginç etkinlikler var. Conch Cumhuriyeti’nin “asillerinin” taşındığı bir faytonla yapılan gösteri de bunlardan biri.

royal carriage

Muz Cumhuriyeti Honduras mı?

Bizim siyasetçilerin dilinden düşürmediği Muz Cumhuriyeti neresidir bilinmez, ancak Honduras ya da diğer Latin Amerika ülkelerine yakıştırılır bu benzetme. Ekonomisinin tek bir tarım ürününe dayanması ile gerçek anlamını hak ediyor olabilir. Bizim mecaz anlamının hakkını sonuna kadar veriyor oluşumuz ne ola ki? Birleşik devletlerden olmayan Amerikadadır Honduras. Halkının Maya soyundan geliyor oluşu da Kayıp Kıta Mu üzerinden bir akrabalığımız olabileceğine delalettir ki kendilerine hemen kanımız ısınabilir. Belki de hepsi İzmirlidir. 15 Eylül Orta Amerikanın tamamıyla birlikte İspanya’dan bağımsızlığını ilan ettiği gündür.

Satyagraha’nın çöküşü

15 Ağustos 1947’de sivil itaatsizlik ve pasif direniş felsefesinin Mahatma Gandhi’nin Satyagraha’sı ile birleşmesi sonucunda İngilizlerden kurtuluşunun yıldönümünü Hintliler her yıl kutlarlarken bayraklarla yapılan geçit törenleri, konserler ve diğer kültürel etkinlikler yapılır. İlk kutlama Yeni Delhi’deki meşhur kale Red Fort’un önünde yapılmıştır.

Sonraki yıllarda resmi tatil olan bağımsızlık gününde başbakan ülkenin bayrağını törenle Red Fort kalesine çeker, 21 pare top atışı yapılır, daha sonra ulusal marş “jana gana mana” söylenir. Tören, ordunun geçit resmi ile devam eder. Şiddetsiz kazanılmış bağımsızlık da ordu ile kutlanır.

Viva Meksika!

Meksika’nın bağımsızlık gününde 15 Eylül’de halk Zocalo Meydanında toplanır. Saat tam 11’de Cumhurbaşkanı, sarayının merkez balkonuna çıkar ve Hidalgo’nun 1810’da çaldığı çanı temsilen çalar. Daha sonra cumhurbaşkanı tarafından söylenen cümlelerin sonunda halk viva diye bağırarak kahramanlarını anar. Kırmızı, beyaz ve yeşil renkli yiyecekler servis edilir. Meksika’nın meşhur likörü mescal ve tekila içilerek tamamlanır bağımsızlık günü kutlamaları.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: